Kayıtlar

Nisan, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Bir Gün Her Şey Çok Güzel Olacak

Resim
Bir gün ikimize yetecek kadar paramız, gücümüz ve sevgimiz olacak. Hayatlarımıza sadece birbirimizi ve sırtımıza çantalarımızı alıp gideceğiz bununla. Anlamlı kılınabilecek, anlamsızlığına ölesiye gülünecek her şeye gideceğiz. Görmediğimiz hiçbir şey kalmayana dek, yollar tükenene dek ama en çok birbirimizin en güçlü, birbirimizin en zayıf halini, birbirimizin her halini görene dek gideceğiz. Sevene dek, aşık olana dek, her şeyi güzel kılana dek gideceğiz. Yorgunluktan bitap düşüp birbirimize sarılarak uyuyakalana dek gideceğiz. Kaybedecek hiçbir şeyimiz korkacak hiçbir sebebimiz kalmayacak. Bizi terk eden şey biletler, valizler, parçalanmış ayakkabılar, yollar olana dek gideceğiz. Yalnız ikimiz kalana dek gideceğiz. Birbirimizi keşfedeceğiz sonra. İşte orada bitecek bu gidiş, kaçış, yolculuk adı her neyse. Sonra... Sonra ölsek de gam yemeyeceğiz. 20.04.2015 /...

Galaksimin En Güzeli

                    Onu özlemişim. Onu çok özlemişim. En başa dönüyormuşum gibi. Heyecanlanıyorum bazen o cümle kurduğunda. Beni önemsediğini hissettiren ufacık bir söylemi dahi yetiyor yumuşamasına kalbimin. Ona kin tutmuyorum. Yapamam da zaten. Öyle güzel ki... Tanısanız hayatınızın daimi bir yerinde kalmasını istersiniz, benim gibi. Sıfatı hiç önemli değil. Kalsın orada tüm güzelliğiyle sadece. Öyle huzur verir ki sadece varlığını bilmek bile. Heyecan demiştim değil mi? Evet. Telefon kucağımda iki avcumun arasında yatıyorum yatağa. Bir elim hissetmezse öteki hissetsin. Ellerim fark etmezse güzelliğini bedenim fark etsin diye.                     Yüzü... Dibindeki taşları görünen berrak bir suyu andırır bana. Sesi... Mathilda'nın kapının önündeki çaresiz bekleyişi ve gözyaşları gibi. Elleri... Öyle naif öyle huzur doluydu ki dünyanın en iyi meditasyonuydu dokunuşu. Ve dudakları... Cen...

Virginia Woolf'un Ruhunu Anarken

                    Eğer bir gün intihar edecek olsaydım ve eğer bunu yakın bir zamanda yapacak olsaydım, Virginia Woolf’u güzelliklerle anarak bunun bir kopyasını masanın üzerine bırakır ve elimdeki avcumdaki taş ağırlığındaki tüm hayal kırıklıklarımı ceplerime doldurur, buz gibi sulara bırakırdım kendimi.                     "En Sevdiğim,                      Yine çıldırmak üzere olduğumu hissediyorum.Bu  korkunç günleri atlatamayacakmışız gibi  hissediyorum.Ve giden zamanı geri çeviremeyeceğim. Sesler duymaya başladım ve o daklanamıyorum. Bu yüzden yapılacak en iyi şey olarak gördüğüm şeyi yapıyorum. Sen bana olabilecek en büyük mutluluğu verdin. Kimsenin yapamayacağı şeyleri yaptın. Benim için her şey oldun. Bu korkunç hastalık beni bulmadan önce birlikte bizim kadar mutlu olabilecek iki insan daha düşünemez...

Maydanoz Bey ve Ponçik Hanım

                    İstemediğim her an karşımda, unutmaya çalıştığım her an aklımdaydı. Bitmişti ama. Hem de ben "yapma" dedigimde bitmişti en çok. Nedeni yoktu. Bahaneydi benim için tüm neden gördükleri. Sevdiğim kimseyi bilerek incitmemiştim ve incitmeyecektim. Kendime verdiğim en büyük sözdü bu çünkü. Yapamazdım. O böyle düşünmüştü. Görüntün sana hissettiklerimi etkilemez, derdi ama bana sorarsanız etkilemişti. Ona karşı hissettiğim tutkulu bir aşk değildi sadece onunla geçirdiğim güzel vakitleri elimden alışı zoruma gitmişti. Evet ona karşı hissettiğim tutkulu bir aşk değildi ama bunun olmasını öyle çok istemiştim ki, onun yanında zamanı durduruyordum hep kalsın diye yanımda, o yokken de boş duvarlara bakıyordum. Hayal kurmuştum onunla ilgili. İkimize dair söylemlerim ve ikimize dair yapılacaklar listem vardı. Onunla daha çok konuşmak isterdim mesela. Sesini saklayabilmek isterdim. Saklıyorum da aslında ama duymaya korkuyorum o yüzde...

Sen Gülümse,Belki Tanrı da Gülümser Bakarsın Aşk Olur*

            * https://twitter.com/cemdincer1/status/580498425080360961                     Senin için kötü cümleler kuramam çünkü sen çok iyisin. Sana çirkin yakıştırmalar  yapamam çünkü sen çok güzelsin. Etrafındaki her şey temiz, derli toplu olsun istiyorsun ama senin yüreğin darmadağın. Toparlayamadım, kendim kadar boşladım seni de. İyi edemedim, varlığına şükürler yağdıramadım. Seni kendimden saydım ama sana anlatamadım.                     Bir Ali Lidar cümlesinde, bir Queen şarkısında, bir viski şişesinde, bir kız çocuğunun gözlerinde, cebimde kalan son parada, belki de bir filin kanatlarında rastlayacağım sana yıllar sonra. Öyle güzel olacağız ki o anda zihnimde gözlerim dolacak gülüşünün güzelliğini hatırladığımda. Hatırlamak da nesi? Unutmayacağım ki...                         ...

Çünkü Filler de Uçabilir, Sadece Hayallerimde Bile Olsa...

                    Bugün aslında farkında olduğum şeyleri,bilineni,gerçeği,yok saydıklarımı fark ettim. Benim kasıtlı olarak kendime yaptığım en büyük kötülüğüm bu galiba: görmezden gelmek. Olanı yok sayarak neyi var etmeye çalışıyorum ki? Söylediklerine itibar göstermem gerektiğini düşünüyordum. O ne demişse doğru olan odur çünkü. Neden yalan söylesin ki? Değilmiş işte. İnsan düşünmediğini kelimelerle ifade etme ihtiyacı hissetmez. Aklından geçmeyeni derinlikli cümlelerle anlatamaz. Yaşanmışlık olmazsa hissetmez. İçinde bulunmadığı bir durumu bu kadar net aktaramaz. Görmelisin,duymalısın,belki bazen dokunmalısın bile ki hissedesin. Ben tam olarak bu kısmı yok saydım işte. İhtimal dahilinde saydım söylediklerini ve doğru olduklarını ufacık bile sorgulamadan tereddütsüz kabullendim. Yanlış tam burada başladı. İlk anda. Kabulleniş, sözcüklere bir nevi itaat ve güven. Her şeye "neden" sorusunu yöneltmekten çekinmeyen ben, bu kez belki de ...

Uçan Filler Aşkına

Uçan filler vardır sevdiceğim Kanatlarımı sen taktın bana Yükseldim yükseldim Göğün yedi  katmanını geçtim Yer yerinden oynadı Yedi  günde tükendi gücüm Taşıyamaz oldum kendimi Çok yüksekteydim cüsseme bakmadan Düşüşüm kötü oldu.                                    16.03.2015 / 01:52