Kayıtlar

Temmuz, 2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Kal de kalayım.

                   Ben bunu düşünmezdim bile. Etrafımda biri deseydi,"saçmalık bu" derdim. Ama oluyormuş. Yapılıyormuş. "Kal" desin, "sonra da yanıma gel" desin,yapayım istedim. Yapamadı,yapamadım,yapamadık. Şimdi gitmek gerekse madem,ben neden gidemiyorum? Beyni duruyor insanın. Nereye gideceğimi şaşırdım. Kime ne desem boş geliyor. Saçmalık gibi değil mi? Ben olsam ben de öyle derdim. Ama boşluğa düşüyor insan. Araba farı görmüş tavşan gibiyim, sadece olduğum yerdeyim. Gideceğim yeri sevmek istemiyorum. Belki'ler biriktirmek istemiyorum. Sadece uzun sürmesin istiyorum. Dönebilmek istiyorum.                   "Git." dedi. Sözünü dinlerim. Çünkü hep olmasa da çoğu zaman haklı çıkar o.

Olmadı Ruhi Ağbi, Selam Olsun Sana Çak

                Gece olduğunu anlamak için radyoyu aç. Saçma sapan şarkılar seni acı çekmen için zorluyorsa gece olmuştur. Ya da Türkiye'de böyle en azından. Gece, uyumak içindi değil mi? Öyleydi. Uyumak gerek o halde. Radyo dinlemek değil. Ne gerek var hatırlamaya, gecenin bir vakti hem? Yani ne bileyim yarın benim yerime sınava o mu girecek? Ya da sınavda bana "ne kadar saçmaladın, hadi yaz." falan mı diyecekler? Yok. Ne öyle diyecekler ne de ben öyle zannediyorum. Her şey yanılgı aslında. Cidden bak. Her şey ama. Yani varlığımız bile bir yanılgıdan ibaret olabilir. Etrafıma bakınca uçuk bir ihtimal değil. Güzel fikir de hem. Yokuz aslında. Saçmaladıklarımız hep yanımıza kâr kalacak. Hadi dibine kadar saçmalayalım o zaman.                  Mesela konturum olsa mesaj atardım şimdi sana. "Özledim." yazardım. "Çok özledim lan." yazard...

şiddete meyyalim vallahi senden*

               Elli kere moralini düzeltmeye çalıştım. Ellisinde de mutsuzdu, bir kez bile güldüremedim yüzünü. Gerçi gülmüştür belki ama ben göremedim. Yüzünün güldüğünü görebilmem için yüzüme bakması gerekirdi çünkü, neyse. Madem ters tepmişti her çabam moralini daha çok bozarsam, düzelmeliydi o zaman. Ben de öyle yaptım. Elli birinci çabamda ağzına sıçtım. Sonra yüzüme baktı ve "tribine sıçayım" deyip çekti gitti. Tam o anda ağzını burnunu kırmak geldi içimden ama kalbini kırmaktan korktum, yapmadım. Yani şimdi ne yapayım ben? Ne desem suç ne yapsam hata sayan bir insan karşımdaki. Kendi mükemmeliyetine inanmış, sözde mütevazi ama bildiğin ukalânın teki. Sonra vay efendim ben atarlı,ben tripli. Şimdi düşünüyorum da iyi ki sıçmışım ağzına, aferin bana. O zaman sırf o iyi olsun diye yapmıştım, şimdi en azından canımı yaktığı kadar kafasını karıştırmışım iyi ki diyorum. Hep, herkese kabul ettirmeye çalıştığı benliğiyl...

Sevdicek Evinin Üstünde Uçuşan Martılar

           Sen yoksun evde, geleceğimiz için çabalıyorsun şimdi. Ben de öyle. Dersaneye gidiyorum. Otobüsteyim. Otobüste olmak ilk kez bu kadar güzel. Evinizin üstünde martılar uçuşuyor, sana gelmişler. Ya da dünkü, iyi mi kötü mü anlam veremediğim sadece korktuğum, rüyayı iyiye yorayım diye uğraşıyorlar. Ya da belki, yaratılışları gereği, sadece uçuyorlar. Bilemiyorum. Tesadüf demek istiyorum. Anlam yükleyesim geliyor. Yapıyorum. Anlamlar yüklüyorum,hiç olmayacak şeylere. Belki de sadece içimi rahatlatıyorum. Olsun. Canımsın.                                                                      ...

"Karaca, âh Karaca... Ne de güzel bir adın var senin... "

         Ne çok geri dönmüşüm, ne çok arkama bakmışım. Böyle olmamalıydı. Gereklilik kipli cümleler kurmayı çoktan bırakabilmiş olmalıydım. Şimdi olmayan şeyleri kurguluyorum. Aslında çok önceden gözümün önünde olan şeyleri yeni fark ediyorum. Belki halâ bile fark edemediğim şeyler vardır. Kendimle çelişiyorum belki ama biliyorum yaşayacak çok şeyimiz var daha. Sabretmek gerek. Bekliyoruz, önceliklerimizi belirliyoruz. Bir gün önceliğimiz birbirimiz olacağız, bunu da biliyorum. Oğlum, babam, güzel yüreklim; içimde kal.                                                                         ...

"onu yaşamadan anlayamazsın" demiştin. anladım.

       Gitmek için yılların geçmesini beklemeyin. Gidecekseniz hiç beklemeyin zaten. Büyük anılar biriktirmeye,kitaplara,şarkılara,mekanlara,kelimelere büyük anlamlar yüklemeye gerek yok ki. Karşı karşıya gelince yokmuş gibi davranmak da daha kolay olur o zaman hem. Belki hiç hatırlamayız parmak uçlarımızı. Bir insanın kokusu ciğerlere nasıl doldurulur,nasıl günlerce saklanır bilmeyiz. Belki de çok şey kaybetmeyiz. Ama eğer giderseniz ve yıllar sonra giderseniz çok şey kaybederiz. Geçmişimizi kaybederiz. Ki geçmişi kaybetmek demek nefessiz kalmak,soluk alamamak demektir. O yüzden hiç vakit geçirmeyelim,siz gidin. Ben de sizi sevdim. Bir buçuk yılımın her günü kadar,abim kadar,babam kadar,gözyaşlarımı silen parmak uçlarınız kadar,hep sımsıcak olan avuç içleriniz kadar,kitaplarım kadar,Ruhi Ağbi kadar,Edip kadar… Ama siz gidin. İçiniz ve kafanız huzurla dolsun canımın içi. Siz gidin.                 ...

Ruanda'yı Dinliyorum Gözlerim Kapalı, Çünkü Açarsam Ağlarım

Resim
       Ruanda. Sırf ucuz diye Çin’den 10 cent’e getirtilen palalarla 100 günde 1 milyon kişinin öldürüldüğü Afrika ülkesi. İnsan olabilenin içi sızlıyor. Ellerine bıraktılar,bilerek yaptılar. O insanları kimse korumadı. Sömürdüler,öldürdüler,göz yumdular. Araştırın.okuyun,öğrenin ve en önemlisi sırf çirkin oldukları için yaşama hakları dahil tüm haklarının elinden alındığı insanların olduğu bir dünyada kendinize minicik şeyleri dert edinmeyin. İnsana insan olduğu için değer verin. İzleyin;Hotel Rwanda.

Her Duygunun Bir Zamanı Yoktur

                     Çok özlediğim birine sarılıyorum,ama çok... Sonra bir bakıyorum etrafta herkes,sevdiklerim de var beni sevmeyenler de...Herkes durmuş bize bakıyor. Sonra biri nefes nefese geliyor,"kolu kesilmiş,kolunu bileğinden kesmişler" diyor. Kim diye soramıyorum. Koşuyoruz. Kısa bi mesafe ama yine de koşuyoruz,yolda birini aramaya çalışıyorum galiba Sena. Ama sonra telefonu başkası açıyor. Kim diye bakıyorum,"Allah kahretsin araya araya seni mi aradım ben" diyorum içimden,telefonu suratına kapatıyorum. Üç kere "alo" demişti. Sonra onu görüyorum. Boyu benden epey uzun. Birkaç yıl önce bu kadar uzun değildi,görmeyeli değişmiş.Ama ben yüzüne değil,kendi parçası değilmiş gibi eğreti tuttuğu bileksiz koluna bakıyorum. Ona acımıyorum. O bir zavallı değil.Bu durumdaki hiç kimse zavallı değil. Sadece üzülüyorum. Hayalleri vardı çünkü. Gerçekleşsin istiyorum. Yanına gidiyorum.Benden önce Sena geçiyor,geçmiş olsun diyor,sol elin...