KORKMA
Korkma.
Bu yazı senin için, bu yazı ikimiz için, bu yazı hepimiz için. Korkma!
Bu yazı senin için, bu yazı ikimiz için, bu yazı hepimiz için. Korkma!
Hayatta en çok acı ve karanlık kaybolmuşların zihnindedir.
En azından bunu okuyabiliyorsan bizim hayatlarımız için bu böyle. Ne zaman
kaybolur insan hayatta? Gideceği bir yer yoksa. Bir amacı bir hedefi olmayandır
yolda kalan, nereye gideceğini şaşıran. Nerede, neden olduğunu anlayamazsın.
Neler olduğunu anlamansa biraz zaman alacak. Başta anlamazsın, anlamlandırmaya
çalışırsın. “Yok yahu hep bildiğim yollar işte.” dersin ama kaybolmuşsundur
çoktan. Hava kararmaya başladığında anlarsın. Korkmaya başlarsın, üşürsün,
etrafına bakarsın “belki biri vardır” umuduyla, kimsenin olmadığını anlaman da
zaman alacak. Bağıracaksın, sesleneceksin, belki çığlık atacak belki ağlayacaksın.
Birisinin sesini duymasını umacaksın. Kararacak her şey, etrafta kimse
olmadığını anlayacaksın, bir boşluğa takılacak gözlerin. Saatlerce o boşluğa
bakacaksın. Bu rüyanın gerçek hayata uyarlanmasında bu birkaç saatlik süre
birkaç haftaya hatta belki birkaç aya tekabül edecek. Boşluğa bakarken
kaybolduğunu anlayacaksın, yere çökeceksin. Aklından geçenler zaten karışmış
olan zihnini iyice bulandıracak. Neden burada olduğunu, neden yalnız olduğunu,
neden kimsenin seni bu ıssızlıkta bulmak için çabalamadığını, evrenin
sonsuzluğunu, bu sonsuzluktaki minicik bir nokta olarak hayatta çok da önemli
olmadığını, zaten artık bir hedefin olmadığı için yanıbaşındaki soğuğu
engelleyen tepeden vahşi bir ayı inse ve seni akşam yemeği olarak seçse çığlık
bile atmayacağını düşüneceksin. Zaman geçtikçe o kadar durulacaksın ki başta
kaçmaya çalıştığın bu karanlık seni kucaklamış ve bağrına basmış gibi
hissedeceksin. Teslim olacaksın. Sonra uyuyakalacaksın, saatlerce ki bu gerçek
hayatta günlere hatta haftalara tekabül edecek. Uyanmak istemeyeceksin. Sonra
üşümeye başlayacaksın. Günün en soğuk anı gelmiş olacak çünkü. Tamamen teslim
olacaksın soğuğa. Soğuğa sabredebilirsen bir süre sonra vücudunun üşümeyi
bırakacağını ve ısınacağını öğrenmiştin çünkü. Son olduğunu hissedeceksin.
Sessizce üşümenin geçmesini, ısınmayı ve uykuya dalmayı beklemeye başlayacaksın
çünkü artık hazırsın. Gözlerini kapatıp beklemeye başlayacaksın. Bir süre sonra
ısınmaya başlayacaksın. Uykuya dalmaya hazırsın. O da ne? Gözlerini kamaştıran
bir ışık hüzmesi göz kapaklarında. Neler olduğunu anlayamayacaksın. Bir süre
böyle bekleyeceksin ama ölmeyeceksin. Korku yine saracak. Sakinleştireceksin
kendini çünkü kaybedecek bir şeyin kalmadı zaten. Yavaşça aralayacaksın göz
kapaklarını. Güneşin parlaklığı bir süredir kapalı olan gözlerini kamaştıracak.
Etrafına bakacaksın. Yolu kaybetmediğini sadece biraz geriye gidip diğer yönden
devam etmen gerektiğini göreceksin. Ağlayacaksın. Çok ağlayacaksın. Her şeye
ağlayacaksın ama iyi gelecek. Ayağa kalkacaksın. Bacakların tutulmuş,
şişmişler. Adım atmaya çalışırken tökezleyeceksin ama bırakır mısın biğr kez
daha ? Hayır. Yol orada, gideceksin her ne olursa. Korkularından arınmış
olacaksın yolun devamında. Çünkü hazırdın her şeye, korkacak hiçbir şeyin
kalmadı. Gözlerini, kulaklarını, ellerini, ayaklarını, kalbini, akciğerini…
yeniden ve ilk kez bu kadar çok seveceksin. Kendine hayran kalacaksın. Artık
seni kimse kolay kolay yıkamayacak. Sen bir kere kaybettin yolunu, bir kez
gördün dibi, daha aşağıya inemeyeceğini biliyorsun. Attığın her adımın kıymeti
şimdi daha fazla. Yürümeyi sakın bırakma. Hatta içinde o gücü bulduğun an koş,
ardına bakma.
Hayatta en çok acı ve karanlık kaybolmuşların zihnindedir.
En azından bunu okuyabiliyorsan bizim hayatlarımız için bu böyle.
Bu yazı; bir yolunu
kaybetmişten kaybolmuşlara kucaklaşmadır.
27.12.2017 23:52
Yorumlar
Yorum Gönder